TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ HUKUKİ GÖRÜNÜMÜ TEMMUZ 2025

TÜRKİYE ENERJİ SEKTÖRÜ HUKUKİ GÖRÜNÜMÜ TEMMUZ 2025

Enerji sektöründe Temmuz 2025’te gerçekleşen hukuki düzenlemeler ve yargı kararları, hem yatırım süreçlerini hem de piyasa işleyişini etkileyen kritik başlıkları gündeme taşımaktadır. İklim Kanunu, enerji piyasasında yalnızca arz güvenliği eksenli yaklaşımdan uzaklaşarak karbon azaltımına dayalı bir planlama modelini zorunlu hale getirmiştir. Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) yürürlüğe girmesiyle kömür ve doğal gaz santralleri ciddi karbon maliyetleriyle karşı karşıya kalmakta, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımları görece avantajlı hale gelmektedir. Bu çerçevede, yatırımcıların fizibilite analizlerinde karbon fiyatlamasını dikkate almaları hukuki ve finansal bir zorunluluk halini alacaktır. Ayrıca ağır idari yaptırımların öngörülmesi, şirketler bakımından uyum yükümlülüklerini stratejik öncelik kazanmasına yol açmaktadır.

Yeşil Dönüşüm Programı’na ilişkin Tebliğ değişiklikleri, yeni santral kurulumlarını değil mevcut tesislerin verimlilik ve karbon azaltımına yönelik dönüşümünü desteklemektedir. Yatırımcıların yeşil dönüşüm ekipleri kurma ve yol haritası raporu hazırlama zorunluluğu, hukuki yükümlülüklerin teknik kapasite yanında kurumsal yapılanmayı da kapsadığını göstermektedir.

Ticaret politikası alanında, yerli üretimin teşviki amacıyla getirilen fotovoltaik hücre ithalatında gözetim fiyatı uygulaması kısa vadede yatırımcılar açısından maliyet baskısı ve sözleşmesel uyuşmazlık riski yaratabilir.

7554 sayılı “Süper İzin Kanunu”, yenilenebilir enerji projelerinde acele kamulaştırma, imar-ruhsat kolaylıkları ve geriye dönük yasallaştırma hükümleri ile yatırımcı lehine önemli kolaylıklar getirmiştir. Kanun, enerji sektöründe izin süreçlerinin hızlandırılması ve idari yüklerin azaltılması bakımından reform niteliği taşımaktadır.

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler, önlisans dönemindeki pay devirlerine esneklik getirmiştir. Çok uluslu şirketlerin kendi ülkelerindeki kurumsal yeniden yapılanmalarının Türkiye’deki önlisans süreçlerini etkilememesi sağlanmış, kontrol devri teşkil etmeyen pay hareketleri EPDK onayından muaf tutulmuştur. Buna karşın, doğrudan pay devirleri ve yüzde 10’u aşan dolaylı ortaklık değişiklikleri hâlâ Kurul onayına tabidir. Bu nedenle yatırımcılar, pay devri sözleşmelerinde EPDK onayı şartını açıkça düzenlemek zorundadır.

Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye, 1973 tarihli Kerkük-Yumurtalık Ham Petrol Boru Hattı Anlaşması’nı 27.07.2026 tarihi itibarıyla sona erdirmiştir. Bu adım, uluslararası hukuka uygun olarak önceden bildirim usulüyle gerçekleştirilmiş olup, Türkiye’nin enerji egemenliği kapsamında meşru bir tasarruf olarak değerlendirilmektedir.

Yargı kararları ise enerji piyasasında perakende satış hizmet bedeli iadesi, genel aydınlatma giderleri, sanayi sicil belgesi kaynaklı tarife uyuşmazlıkları ve katkı payı hesaplamaları gibi konularda emsal niteliğinde içtihatlar ortaya koymuştur. Bu kararlar, yatırımcıların sözleşmesel ve idari yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmelerinin hukuki riskleri minimize etmek bakımından zorunlu olduğunu göstermektedir.

Av. Süleyman BOŞÇA
Yönetici Ortak