05 Ağu Türkiye Elektrik Sisteminde Ulusal ve Bölgesel Esneklik İhtiyacının Belirlenmesi ve Hukuki Sonuçları
Rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının artması, elektrikli araçlar ve sanayinin elektrikleşmesiyle talebin dönüşmesi ve düşük karbonlu bir sisteme geçiş, elektrik şebekesinin arz ile talebi her an dengede tutabilme kabiliyetini, yani esnekliği, başlı başına bir hukuki sorun hâline getirmiştir.
Bu çalışma, Türkiye elektrik sisteminde ulusal ve bölgesel esneklik ihtiyacının hangi ölçütlerle, hangi kurum tarafından ve hangi usulle belirlenmesi gerektiğini idare hukuku ekseninde incelemekte, mevcut mevzuatın bu ihtiyacın tespiti ve sonuçlarının uygulanması bakımından yeterli olup olmadığını değerlendirmektedir. Temel sorun, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 23. maddesindeki bölgesel bağlanabilir kapasite mekanizmasının bağlantı kararlarının fiilî dayanağını oluşturmasına karşın, esneklik ihtiyacını arz yeterliliğinden ayrı, önceden ilan edilen ve gerekçelendirilen bir analize bağlayan açık bir hukuki yükümlülüğün bulunmamasıdır.
Çalışmada normatif hukuk incelemesi, kurumsal yetki analizi ve karşılaştırmalı hukuk yöntemi birlikte kullanılmış, Avrupa Birliği’nin 2024 Piyasa Tasarımı Reformuyla Elektrik Regülasyonu’na eklenen 19e maddesi ve ACER’in onayladığı esneklik ihtiyaç analizi metodolojisi karşılaştırma ölçütü olarak alınmıştır.
Temel bulgu, Türk hukukunda esneklik ihtiyacının belirlenmesinin sistematik bir usule değil, dağınık ve büyük ölçüde teknik takdire bırakılmış uygulamalara dayandığı, bunun uygun bağlantı görüşü oluşturulamayan işlemlerde gerekçe denetimini zayıflattığı ve yatırımcı bakımından öngörülebilirliği azalttığıdır. Bu bulgu, 2026 başında depolamalı üretim tesisi başvurularının değerlendirilmesinde ortaya çıkan idari uygulamayla somutlaşmakta, söz konusu uygulamada esneklik ihtiyacının önceden ilan edilmemiş, bölgesel boyuttan yoksun ve itiraza kapalı bir mütalaa biçiminde belirlenerek toplu bir kapasite reddine dayanak yapıldığı görülmektedir.
Çalışmanın ana önermesi, TEİAŞ koordinasyonunda, EPDK düzenleyici gözetiminde yürütülen, düzenli olarak güncellenen, kamuya açık ve idari işlem niteliği taşıyan bir Ulusal ve Bölgesel Esneklik İhtiyaç Analizi rejiminin, tercihen Kanun’a eklenecek bir 23/A maddesiyle kurulması gerektiğidir. Öneri, yabancı modellerin doğrudan aktarımını değil, Türkiye’nin kurumsal yapısına uyarlanmış bir çözümü esas almaktadır.